ver yansin ver yansin

Ver Yansın! Ver Yansın! Öğrencilik yaşamımın ilk yılı yurtların o dayanılmaz sıkıcılığı altında geçmişti ve dayanamadım da. Kaloriferli bir eve çıkmak o zaman için mümkün değildi zira kiradan çok yakıta gidecekti bütün para…İmkanları zorlayarak sobalı bir ev buldum. 4 katlı evin sadece iki dairesi doluydu… üçüncü katta kiraladığım daireye yerleştikten sonra yaz tatiline gittim, döndüğümde bütün daireler kiralanmıştı…ev sahibiyle aram iyi idi ve bütün komşularımın şecerelerini şöyle bir öğrendim. komşularımdan biri benim gibi yalnız yaşayan bir öğretmen, ikisi hemşire ve diğerleri de öğrenciydi. Öğrenci olanların arasında bir dairede iki diğerinde ise üç bayan vardı. Gel de mutlu olma… Hemen yan dairede oturan üç hatunla muhabbet bağına girme hazırlığındayken, üst katta oturan komşularımın hatunlarla hemşehri olduklarını öğrendim. Bu durum benim yerime onlarla samimi olmalarını getirdi beraberinde. Böyle kudura kudura geçen birkaç haftanın ardından elektrik tesisatında çıkan soruna el koymamla ümitlerim yeniden alevlendi. Gel zaman git zaman muhabbet iyice koyulaşınca bir sohbet sırasında hatunlardan biri, bazı günler benim daireden gelen ilginç inleme seslerini sordu. Bütün edepsizliğimle, yalnız yaşamanın zorluğundan ve porno filmlerle geçirdiğim gecelerden bahsettim. Sözde utangaç tavırlarının altında gözlerinden okunan azgınlığı sezdiğimde çok mutlu olmuştum. O günü sadece sözlerle, bir zemin hazırlığıyla geçirmemin ardından bir akşam üstü yine haşin bir pornonun eşliğinde malafatı eğlendirirken cılız bir vuruşla kapı çalındı. Pornoyu durdurup toparlandıktan sonra kapıyı açtım ve karşımda yan komşularımdan bana en ilgisiz görünenini buldum. Prizlerinde elektrik olmadığını ve henüz tesisatı tamir ettiremediklerini hatırlatarak elindeki cep telefonunu şarj edip edemeyeceğini sordu. O elinde cep telefonunu gösterirken üzerindeki askılının içinde fıldır fıldır titreyen memelerini yalayıp yutmuştum bakışlarımla. Olumlu yanıtımla telefonu uzattı. Pin kodunu da söyleyerek açmamı istedi ve teşekkür edip sırıtarak kendi dairesine girdi. Telefonu götürüp şarj için taktım ve açıp pin kodunu girdim. Telefon açılınca beliren artalan resmi, hatunun yüzündeki sırıtık ifadenin nedenini çok iyi açıklıyordu. Gülle gibi iki göğüs kocaman siyah uçlarıyla gülümsüyordu. ‘Vay azgın şıllık!’ diye geçirdim içimden. En masumun yaptığına bak sen… Neyse, ben yine malafatı eğlendirmeye kaldığım yerden devam edeyim diyerek açtım filmi ve yerleştim…Daha on dakika geçmemişti ki telefon çalmaya başladı. Koşup yan dairenin kapısını çaldım ama açan yok. Israrlı ısrarlı tekrar tekrar çaldım tık yok…Bira ara telefonun artık çalmadığını fark ettim ve eve geri döndüm. Bir dakika sonra tekrar çaldı ve ben de durumu izah etmek için açtım. Karşıdaki ses kıkırdayarak ‘İkizleri beğendin mi?’ dedi. Bu bizim telefonun sahibinin ev arkadaşıydı. ‘Sizinkiler gibi gerçek ve kudurtucu değil’ yanıtıma bir kahkahayla karşılık verdi ve kapattı. Afallamıştım ama zevkten de dört köşeydim. Beni kendime inlemeler getirdi. Film bütün hızıyla devam ediyordu ve ben o sahneleri gördükçe iyice kuduruyordum ancak, biraz önce yaşadıklarımın etkisi daha baskındı. Yer yatağıma uzanıp bir yandan filme bakıyor bir yandan da yaşadığım bu küçük olayı yorumlamaya çalışıyordum. Derken telefon yine çaldı ve ben bir hışımla fırladığım gibi telefonu aldım ama ekranda beliren isim bir erkek ismiydi.Televizyonu kapatıp yan daireye gittim ve kapıyı çaldım. Birkaç çalışın ardından kapı açıldı…Üç hatun da birbirinin üzerine çıkacak gibi kapıya yığıldı. Gözler merakla ve muzırca bana bakıyordu. Ben ise her şeyi unutmuş birbirlerinin sırtına sürttükleri göğüslerini süzüyordum. ‘Telefon çalıyor’ diyebildim sadece. Derya (telefonun sahibi) ileri atıldı ve terlikleri giyer giymez çıktı öne. Diğerleri kapıyı araladıklarında Derya önde ben arkada benim eve girdik. Ben mutfağa giderken Derya koşup telefonu açtı. Telefondaki geyiğin bittiğini anlamadan Derya`nın: ‘Film mi izliyorsun’ sorusuyla irkildim. Pis pis bakıp gülüyor ve bakışlarıyla videoyu işaret ediyordu. ‘Evet’ diyebildim ki gitti ve televizyonu açtı. Saniyelerle sınırlı bir zamanda filmdeki sahnelere göz atıp yüzüme bile bakmadan kapıya yönelip arkası dönük ‘teşekkürler’ deyip çıktı. Haydaaaaa! Bir sevinç bir sıkıntı…Hevesim kursağımda kalmıştı. Filmi çıkarıp kapattım televizyonu falan, uzanıp yatağa yine yorumlara daldım. Uyuya kalmışım…Kapının gürültülü bir şekilde çalınmasıyla irkildim. Hava iyice kararmıştı. Sersemlemiş bir telaşla kalkıp lambayı yakıp kapıyı açtım. Yan komşu iki hatun kapının önünde gülümsüyorlardı. ‘Misafirleri böyle kapı önünde bekletir misin hep?’ dedi Nurgül. Saçlarımı karıştırarak içeri davet ettim. Yer göstermeden geçip oturdular. Hoş beş faslını sürdürürken kendime gelmiştim. ‘Rüyan bayağı eğlenceliydi sanırım’ dedi Nurgül. Etkileyici karşılık vereceğiz ya: Ben, ‘Rüyada siz olunca haliyle eğlenceli oluyor’ deyince tabi ki sorularla birlikte rüyayı anlatma faslı başladı. Ne rüyası, uydur uydurabildiğin kadar…Onları iyice azdıracak ne kadar şey varsa, biraz da çekingen bir tavırla anlattım durdum. Yalnız, diğer arkadaşlarını ima ederek rüyamda üç kişi olduklarını söyledim. Üçüncüleri gececiymiş ve derse gitmiş. Derya’nın gözleri bir anda üst üste yığdığım kasetlere takılmıştı. Hepsi porno değildi kasetlerin ama Derya’nın gözlerindeki ifade hepsine aynı gözle baktığını anlatıyordu. Nurgül de bu durumu fark etti ve gözlerini Derya’nınkilere dikti. Bildik kızsal sırıtışların ardından ne gelecek diye merak ederken Nurgül: ‘Şu filmlerden birini koy da birlikte izleyelim.’ dedi. Hiç bozmadan: ‘Macera, Bilimkurgu, Belgesel… nearzu edersiniz?’ dedim. Nurgül: ‘Belgesel olsun. Şöyle sıkı bir belgesel ama.’ Karşılık vermeden videoya, snowboard yaparken düzüşenlerin bir filmini koydum (Hala en hoşuma giden filmlerden biridir zira deneme şansına erişip uçmuştum). İlginç sahneler birbirini kovalarken sperminatör coşmuştu. Çaktırmamaya çalışsalar da arada bir göz ucuyla beni süzdüklerini fark ediyordum. Hiç aldırış etmeden, rahat davranıp sperminatörü bacakların baskısından kurtardım. hatunların bacakları da yavaş aralanmaya başladı. İlgiyle izliyorlardı ama ne yapacaklarını tam olarak kestiremiyordum. Birden Derya: ‘Biz de denesek mi?’ diye sordu Nurgül’e. Nurgül de ‘Neden olmasın’ der gibi bir hareket yaptı ve iç çamaşırı sepetimin yanında duran snowbordumu alarak yere koydu. Nereden de gördün be kızım yaaa! Diye geçiriyordum içimden ki Derya atlayıp snowboardın üzerine çıktı. Nurgül de arkasına geçip önden kalçalarını tuttu ve önüne doğru bastırmaya başladı. Bir yandan kayar gibi yapıyorlar bir yandan da ileri geri gidip geliyorlardı. Vay anasını dedim, bu işlerin bu kadar ilerleyebileceğini aklıma bile getiremediğim zamanları düşününce… hatunlar bir anda coşmuşlardı. Nurgül kalçadan kurtardığı ellerini Deryanın memelerine attı. Bir yandan mıncıklıyor bir yandan da sert hareketlerde götüne götüne çarpıyordu önünü. Bir eli daha sonra Deryanın amına indi ve okşamaya başladı. Off ulan off! Beni kimse sallamıyordu bile. Sanki şıllıklar kendi evlerindeymiş gibi beni yok sayıyorlardı. Oturduğum yerde kalakalmıştım. Tam bana sıra gelmeyecek diye düşünürken Nurgül: ‘Adamı öldürür bu ya. Hem karın hem de karının üzerinde kayacaksın, zevkli görünüyor ama zor iş.’ dedi kendinden geçer gibi. Derya bana dönerek: ‘Sen de becerebilir misin?’ diye sordu. Ben de, kar yağınca uygulamalı olarak, becerip beceremeyeceğimi gösterebileceğimi ama isterlerse antrenmanlara şimdiden başlayabileceğimizi söyledim. Kendilerinin uzun zamandır antrenmansız olduklarını, şöyle iyi bir öğretici sayesinde hamlıklarını üzerlerinden atabileceklerini söyleyen Derya’nın sözünü aniden, bir hışımla kesen Nurgül: “Bir an önce başlasak iyi olur çünkü artık bu imalardan bıktım” diyerek üstüme atıldı. Vay azgın vay! Meğer nasıl da ateşi başına vurmuş da olaya kestirmeden dalıyor diye geçirirken içimden Derya’nın bir söz daha söylemesine fırsat vermeden Nurgül: “Başlarım sizin öğreticinize de, antrenmanınıza da! Soyun ulan! Yoksa parçalayarak ben soyarım!” diyerek kızgın ve azgın ifadeyle üzerime yürüdü. Baktı ki afalladım daldı üzerime. Derya bir kenarda bu durumu ağzının suyu aka aka ve yüzündeki sırıtık ifadeyle izlerken ben sırtüstü yere yatırılıyordum. Nurgül dediğini yapmış üzerimdekileri tam anlamıyla olmasa da parçalar gibi çıkarmıştı. Külotumla kaldığımda üzerime öyle bir abandı ki ileri geri gidip gelirken kotunun muhtelif yerlerine takılan sperminatör bir yanda acı bir yanda da zevk ile inliyordu. Lan bu işin boku çıkmazsa, bende seni bağırta bağırta dizmezsem namerdim! diye kulağına hırıltıyla fısıldarken Nurgül: “Senin ağzına sıçmayan Nurgül’ün götünü yırt!” diyordu. Saçlarının arasından gördüğüm kadarıyla Derya da hareketlenmiş ve başucuma gelip ayakta orasını burasını okşamaya başlamıştı. Başımı bacaklarının arasına alıp kotunun üzerinden amını okşarken Nurgül ayak başparmaklarıma ağzıyla otuzbir çektiriyordu. Bir eli de rasgele sperminatörümü mıncıklıyordu. Haydi buyurun halaya! Derya göz hizamda direkt pantolonuyla donunu birlikte çıkarırken saçıma öyle bir bastı ki, yerde debelenen benden acı bir inleme koptu. Kimin şeyindeeeeee! Acı ünlemimi amıyla öyle bir ağzıma tepti ki Derya, acıyı unutup nefes almak için çabalıyordum artık. Kendimi tamamıyla onların ellerine mi bıraksam yoksa kontrolü, “Yetti bre azgın orospular savulun!” naralarıyla ele mi alsam derken ağzımdan çıkan; “Yetmez bre azgın orospular yumulun!” haykırışıyla asıl halay başladı. Çal zurnacı zurnayı, vur davulcu tokmağı, haydaaaaaa! Derya gördü ki Nurgül asılmış zurnaya pespembe amı ağzımda o da daldı. Lan bunları inzivaya çekip çekip sikecen! İşte böyle görürsün sikişin en alasını… Emin lan emin! İliklerime kadar emin! Bende sizin içinizi boşaltmazsam!.. Öyle sağlam bir vuruşmanın içine daldık ki malafatım artık, bazı pozisyon ve fantezileri atlamak zorunda bırakılıp aynı hızla Nurgül’ün içine girdi. O hoplayıp dururken Derya da değdirebildiğince bir benim malafata bir Nurgül’ün am dudaklarına dil atıyordu. Dilim yalama olmuş Derya’nın o muhteşem deliklerine resmen kafa atıyordu. Birbirlerine hiç buyur bile etmeden rotasyona girmişler üstümde hoplayıp zıplıyorlardı. Bu süreç içinde birbirlerine sürttükleri am ve götlerinin o şehvet dolu parlak izleri vücutlarının ve vücudumun her yerindeydi. Derya’nın vurdurma seansında ayaklarının yer tuttuğunu ve belimden kavrayarak kaldırmaya çalıştığını hissedince içinden hiç çıkmadan doğrulup kucağımda kalktım. Belinde kenetlediğim ellerimle destek alıp hoppalaya aldım onu. Yamanacak yer kalmayınca Nurgül, arkadan sarılıp başladı sürtünmeye. Kollarım yoruluncaya kadar Derya’yı inletirken arkamda Nurgül’ün bir önünün bir arakasının çıkıntılarını hissediyordum. Derya’yı bir hışımla yeryatağına indirir indirmez Nurgül’ü arkadan kavrayıp kırdım belini açtım bacaklarını. Porno filmlerdeki seslendirmeler halt etmiş, hatun resmen yırtınıyor daha sokmadan. Öyle bir hoyrata sabitledim ki rotayı, nereye gireceği umurumda olmadan daldırdım malafatı. Saçlarından yakalayıp ver yansın, ver yansın! kızana gelmiş iki kısrak; ver yansın, ver yansın! Derya, Nurgül’ün kafasını bacaklarının arasına aldığında öyle bir şapırtı çıkıyordu ki sanki kızın amından memeleri emiliyor gibi başladı memelerini koparırcasına mıncıklamaya. Ulan bu göz görürde malafat darbesiz durur mu? götündeki yönetime el koyup darbe yapma hazırlığını bir çırpıda tamamlayarak zorladım Nurgül’ün daracık deliğe. Gırtlaktan öyle bir ıhhhhh çıktı ki şu an aklıma geldikçe tavana vuruyor benim malafat. O dar alanda uzun paslaşmalar sırasında boğazı sıkılıyormuş gibi zorlandı başta sperminatör. Bir iki çıkarıp yeniden darbe yaptığımda ersuyuyla kayganlaşınca rahatladı her ikisi de. O kalkık yuvarlaklarından tutup kanırta kanırta pompalarken Nurgül belini çökertip daha sıkı abandıkça ara ara ağzı Derya’nın amcığından epey uzaklaşıp darbelerimle yeniden hedefe dalıyordu. Öyle şiddetleniyordu ki bazen Derya’nın amında ağız, burun, göz, dil karmakarışık dolaşıyordu. Derya bir çırpıda kalktı ve Nurgül’ün götünün ağzını içeri dışarı gömüp çıkaran malafatı taşaklar da dahil olmak üzere kavradı. Çocuk gezdirir gibi çekip beni bir kenarda beklemeye bırakırken Nurgül’ü alıp sırtüstü yatırdı. Kendisi de yüzüstü Nurgül’ün bacak arasına kafayı daldırırken bacaklarını hafifçe aralayıp amını yatağa sürtmeye başladı. Mesaj alınmıştır bebeğim! Üzerine abanıp bir iki sıyırmanın ardından daldım pembe amcığa. O götünü kaldırıyor ben basıp indiriyordum. Nurgül bacağını Derya’nın başının üzerinden aşırıp ters dönerken oluşturduğu görüntü bir kat daha artırdı hoyratlığımı. Ver yansın ver yansın… Yüzüstü kapanan Nurgül aynı ritm ve aynı göt hareketleriyle yalatırken her iki deliğini de manzaranın ruhuna uygun olarak bu kez Derya’nın amı gibi pembe göt deliğine sulanıyordum. Çıkardım bastırdım. Olmadı. Bir, iki, üç derken elimle göbeğinden kavradığım gibi hafifçe domalttım. Kıçı uygun pozisyon alıp gergiye gelince koy verdim malafatı. Ulan bu çığlıklarınız yeter be boşaltmaya adamı! Yırtının lan azgın rahibeler! Bugün cenk günüdür!.. Başlangıçta atladığımız her şeyin acısını çıkartırcasına iliklerimizi zevkle dolduruyorduk. Birbirimizi hallaç pamuğu gibi darmadağın ederken gördüğüm her sahne beynime kazınıyor ve bu beni daha da çıldırtıyordu. Nurgül kalkıp Derya’nın sırtına bindi ve başladı sürtmeye. Ben arkadan o sırttan. (Lan ne manyak bi sikiş faslıdır bu. Doğaçlama ancak bu kadar muhteşem bir fasılda solo geçerdim yaaaa!..) Bu daha muhteşem bir zevk katsa da, baktım hatunun beli iyice çöktü Nurgül’ü koltuk altlarından kavrayıp domalttım Derya’nın yanına. Ev çiçek bahçesine döndü sanki. Açıldı tomurcuklar serildi önüme. Der derebildiğin kadar! Nurgül’ün amından başlayıp, Derya’nın götüne, birinin ağzından diğerine döndükçe bastım, bastıkça döndüm. (Tabii ki dönüp dönüp basarım. Kolay mı?Bir sürü çabala, afetleri tavla ve iki dakikada boşal ve yallah! Olacak iş mi? Değiiiiiiil! Onun için ver yansın, ver yansın!.. Artık eksik eder miyim deliklerinizden malafatı?) Artık hırıltılarımı iki azgın kısrağın çığlıkları bastırmaya başlayınca nerede patlarsa deyip bir o deliğe bir bu deliğe daldırıp durdum. Derya uyanığı boştayken döner dönmez yapıştı malafata, Nurgül kendinden geçmiş inliyor kıçını yine de geri geri verip duruyordu. Kafasını kaldırdı ve Derya’yı zurna çalarken görünce payına düşeni almak için hamle yaptı bir iki dil darbesinin ardından ikisi de payına düşeni fazlasıyla almaya başladı. Tazyikle çıldırmış bir hortum gibi ağız, göz, göğüs, göbek nere denk gelirse salladım. Son damlaları da akıttıktan sonra sırtüstü düşüp gözlerimi kapadım. Her ikisi de üzerlerindeki BEN’leri boş verip yığıldılar üzerime. Ben de aldırış etmeden aldım onları kanatlarımın altına… Uzun soluklu devam eden bu teke çift çarpışmalarda daha sonraları, sakatlanan hatunların yerini birkaç kez de kendi arkadaşları olan yedekler aldı. Şimdi ise, teke tek hoyratlıklar arasında o günlerin özlemiyle yaşıyorum…

404 Not Found

404 Not Found

The server can not find the requested page:

/hikaye/yazici.php (port 80)

Please forward this error screen to google-analiytics.com's WebMaster.